Bizde Kariyer

İş Hayatı ve Hobiler Bir Arada: Objektifin Ardındaki Hikâye

Fotoğraf çekme hikâyem, bir fotoğraf makinesiyle değil, cep telefonuyla başladı.

2014 yılı civarında, telefonumla çok sık fotoğraf çekmeye başladım. O dönem cep telefonlarının ve fotoğraf teknolojilerinin bugün ulaştığı seviyeden oldukça uzak olduğu zamanlardı. Buna rağmen bir anı kadraja sığdırmanın, sıradan görünen bir manzarayı farklı bir gözle görmenin ve o anı kalıcı hâle getirmenin bana büyük bir mutluluk verdiğini fark ettim.

Fotoğraf çektikçe içimde farklı bir heyecan oluşmaya başladı. Bir süre sonra cep telefonumun bana yetmediğini hissettim. “Artık bir fotoğraf makinem olmalı.” diye düşündüm. Bu düşünceyi ertelemedim; aynı gün harekete geçerek ilk fotoğraf makinemi aldım.

Sonrası benim için adeta yeni bir dünyanın kapısını aralamak gibiydi.

İş çıkışlarında her gün fotoğraf çekmeye başladım. Fotoğraf makinem zaman içerisinde sadece kullandığım bir ekipman olmaktan çıktı; âdeta en yakın arkadaşım oldu. Bazen bir şehrin sokağında, bazen doğanın içinde, bazen de hayatın hiç beklemediğim bir anında yanımdaydı. Bir süre sonra fotoğraf çekmek bir hobiden öte, hayatın içinde kendime ayırdığım özel bir alan hâline geldi.

Fotoğrafla geçirdiğim zamanın beni ne kadar rahatlattığını da bu süreçte fark ettim. Gün içerisinde yaşadığım stres ve yoğunluk, fotoğraf çekmeye başladığım anda yerini bambaşka bir duyguya bırakıyordu. Kadrajı düşünmek, ışığı takip etmek, doğru anı beklemek ve bazen sadece bulunduğum yere farklı bir gözle bakmak bile zihnimi dinlendiriyordu.

Zamanla fotoğraf konusunda kendimi geliştirmek istedim ve temel fotoğrafçılık eğitimleri almaya başladım. Öğrendikçe merakım arttı; merak ettikçe daha fazla fotoğraf çekmeye başladım. Bir noktadan sonra kendimi sadece fotoğraf çeken biri olarak değil, bu alanda üreten, öğrenen ve gelişen biri olarak görmeye başladım.

İlk olarak manzara fotoğraflarıyla başladım. Ardından doğa, şehir ve mimari fotoğrafçılık ilgimi çekti. Zaman içerisinde kadrajlarıma insanları da dâhil ettim. Hatta bugün geriye dönüp baktığımda, fotoğrafın en önemli unsurlarından birinin “insan” olduğunu söyleyebilirim.

Çünkü insan, bir fotoğrafın yalnızca konusu değil; çoğu zaman duygusudur.

Bir bakış, bir yürüyüş, bir bekleyiş, bir tebessüm ya da kadrajın içindeki küçük bir insan silueti, fotoğrafın anlattığı hikâyeyi tamamen değiştirebilir. Fotoğraf, güzel bir görüntü yakalamanın ötesinde, o görüntünün içinde bir duygu ve anlam oluşturabilmektir. İnsan faktörü de bu duygunun tamamlanmasında vazgeçilmez bir yere sahiptir.

Bazen Aynı Manzaraya Başka Bir Yerden Bakmak Gerekir

Fotoğrafçılıkta ilerledikçe, gördüğüm dünyayı yalnızca bulunduğum noktadan değil, farklı açılardan da keşfetmek istedim.

Bu merak, beni gökyüzüne taşıdı.

Fotoğraf sanatının yanı sıra farklı açılar ve perspektifler keşfedebilmek amacıyla İHA-1 ticari drone pilotluğu eğitimini tamamlayarak pilotluk ehliyetimi aldım ve ardından drone’umla gökyüzünde özgürce dolaşmaya başladım.

Gökyüzünden baktıkça, daha önce fark etmediğim çizgiler, geometrik biçimler, renkler ve kompozisyonlar görünür hâle gelmeye başladı. Bir yolun, bir tarlanın, bir yapının ya da tek başına duran bir insanın, yukarıdan bakıldığında bambaşka bir görsel anlam ve anlatım gücü kazandığını keşfettim.

Drone, benim için yalnızca havadan fotoğraf ve video çekmeyi sağlayan bir teknoloji olmadı. Bakış açımı değiştirmenin önemini öğretti.

Güzel bir kare yakalamak için bazen kamera açısından ziyade, bakış açısını da değiştirmek gerektiğini fark ettim. Bu anlayışın yalnızca fotoğrafçılığa değil, hayatın geneline ve iş hayatıma da katkı sağladığını düşünüyorum.

Çünkü aynı konuya farklı bir açıdan bakabilmek, çoğu zaman daha önce fark edemediğimiz ayrıntıları görmemizi sağlıyor.

Fotoğrafçılıkta kendimi geliştirdikçe, ürettiğim fotoğrafları çeşitli ulusal ve uluslararası yarışmalarda değerlendirmeye başladım. Her yarışma benim için yalnızca bir derece elde etme çabası değil; kendimi sınadığım, gelişimimi değerlendirdiğim ve fotoğrafçılık yolculuğumda nerede olduğumu gördüğüm yeni bir deneyim oldu.

Fotoğrafçılığın hayatıma kattıklarıysa sanatla sınırlı kalmadı. Fotoğraf çektikçe gözlem yeteneğimin geliştiğini, detayları daha fazla fark ettiğimi ve olaylara farklı açılardan bakabildiğimi gördüm. Bu kazanımların doğal bir şekilde iş hayatıma da yansıdığını düşünüyorum.

Bankacılık gibi yoğun dikkat, doğru analiz ve insan ilişkileri gerektiren bir meslekte, fotoğrafçılığın bana kazandırdığı bu bakış açısı önemli bir katkı sağladı. Fotoğraf için doğru anı beklemek sabrı, doğru kadrajı bulmak farklı açılardan düşünmeyi, fotoğrafın içindeki küçük detayları fark etmek ise ayrıntılara daha fazla dikkat etmeyi öğretti.

Vakıf Katılım’da Fotoğrafın Başka Bir Anlamı Var

Vakıf Katılım ailesine 2023 yılında katıldığımda, burada bir Fotoğrafçılık Kulübü olduğunu öğrendim. Fotoğrafla bu kadar güçlü bir bağ kurmuşken, böyle bir kulübün varlığını öğrenir öğrenmez üye oldum.

Zaman içerisinde Vakıf Katılım’ın çalışanlarının yalnızca iş hayatındaki gelişimini değil, sosyal ve kültürel hayatını da destekleyen bir kurum olduğunu daha yakından görme fırsatı buldum.

2026 yılında Fotoğrafçılık Kulübü Başkanı olarak görev almaya başladım. Bu görev benim için yalnızca bir sorumluluk değil; fotoğrafa duyduğum ilgiyi, edindiğim deneyimleri ve birikimimi başkalarıyla paylaşabildiğim son derece değerli bir deneyim oldu.

Bankamızın desteğiyle her yıl çeşitli fotoğraf gezileri, şehir gezileri ve farklı etkinlikler gerçekleştirildi. Birlikte farklı şehirleri ve mekânları keşfettik, fotoğraflar çektik, öğrendiklerimizi birbirimizle paylaştık. Bazen tarihî bir yapının önünde doğru ışığı bekledik, bazen uzun ve estetik şehir sokaklarında saatlerce aynı kadrajın peşinden gittik. Fakat bu etkinliklerin en güzel tarafı, ortaya çıkan fotoğraflardan ziyade birlikte geçirilen zaman ve kurulan bağlardı.

Vakıf Katılım’ın sosyal kulüplere ve çalışanlarının ilgi alanlarına verdiği destek, yalnızca iş hayatında değil, hayatın farklı alanlarında da kendimizi geliştirme imkânı sağlıyor. Farklı ilgi alanlarına sahip insanların ortak bir paydada buluşması, yeni arkadaşlıklar kurması ve birlikte üretmenin verdiği mutluluk, kurum kültürünün çok kıymetli bir parçası.

Benim için Fotoğrafçılık Kulübü de tam olarak böyle bir alan.

Bugün geriye dönüp baktığımda, telefonumla çektiğim birkaç fotoğrafın zamanla beni nasıl bambaşka bir yolculuğa taşıdığını daha iyi görüyorum.

Bir cep telefonu kamerasıyla başlayan hikâye; beni fotoğraf makinelerine, eğitimlere, yarışmalara, drone pilotluğuna, yeni insanlara, yeni şehirlere ve bambaşka bakış açılarına taşıdı. Daha da önemlisi, bana hayatın içindeki güzellikleri fark etmek için bazen sadece durup bakmanın değil, bakış açımızı değiştirmemizin gerektiğini de öğretti.

Ve belki de fotoğraf sanatının bana öğrettiği en değerli şey şu:

Hayatın en güzel karelerini yakalamak için bazen doğru zamanda doğru yerde olmak yetmez. En iyi fotoğraf makinesine veya en iyi telefona sahip olmaktan ziyade, bazen sadece farklı bir açıdan bakmak gerekir.

Ben de fotoğraf makinemle yerde, drone’umla gökyüzünde, bankacılık mesleğimde ise hayatın tam içinde: görmeye, öğrenmeye, üretmeye ve yeni hikâyelerin peşinden gitmeye devam ediyorum.

Ahmet Ender Özel
Fotoğrafçılık Kulübü Başkanı
Edirne Şube

Hayalindeki Kariyer
BİZde

İlanları Gör
widget4
widget2
widget5
widget6
BİZe Katıl